Bilgilendirme Oca 19
By Duran yilmaz 0 Comments

Keçiboynuzu denince çoğu kişinin aklına hemen pekmez gelir. Çünkü en yaygın, en görünür ürün odur. Oysa keçiboynuzunun kıymeti sadece pekmezle sınırlı değildir. Meyvenin içinde yer alan çekirdek ve meyvenin öğütülmesiyle elde edilen un (toz) formu da yıllardır kullanılan, fakat pek konuşulmayan yan ürünlerdir. “Yan ürün” denmesi, değersiz oldukları anlamına gelmez; sadece ana ürün kadar pazarlanmadıkları için gölgede kalırlar. Eski mutfak mantığı ise farklıdır: nimetin her parçası değerlendirilir. Keçiboynuzunda da bu yaklaşım geçerlidir.

Keçiboynuzu çekirdeği nedir, ne işe yarar?

Keçiboynuzu baklasının içinde sert ve küçük çekirdekler bulunur. Bu çekirdekler doğrudan çiğnenerek tüketilen bir şey değildir; çok serttir ve diş için uygun değildir. Çekirdeğin asıl değeri, endüstride ve gıda teknolojisinde ortaya çıkar. Keçiboynuzu çekirdeğinden elde edilen “çekirdek zamkı” (keçiboynuzu gamı/locust bean gum), özellikle gıdalarda kıvam artırıcı ve stabilizatör olarak kullanılan doğal kökenli bir bileşendir. Dondurmada kristallenmeyi azaltmak, soslarda kıvamı tutturmak, sütlü ürünlerde ayrışmayı önlemek gibi amaçlarla sık kullanılır.

Bu noktada ailelerin aklında şu soru olur: “Bu katkı maddesi mi?” Evet, teknik olarak katkı sınıfındadır ama kökeni bitkiseldir ve doğru kullanımda gıda teknolojisinde oldukça yaygındır. Yani “keçiboynuzu çekirdeği” dediğimiz şey, mutfakta doğrudan tüketimden çok, gıdanın dokusunu ve stabilitesini yönetme tarafında değer kazanır.

Keçiboynuzu çekirdeği evde kullanılır mı?

Ev mutfağında çekirdeği doğrudan kullanmak pratik değildir. Çünkü çekirdeği işlemeye yönelik ekipman ve teknik gerekir. Evde genelde yapılan şey, çekirdeği ayıklayıp atmak ya da meyveyle birlikte kaynatma gibi yöntemlerde çekirdeği de beraber kullanmaktır. Ancak çekirdeğin ana kıymeti, az önce söylediğim gibi, çekirdekten elde edilen zamkın endüstriyel kullanımındadır.

Bu yüzden “çekirdek çok faydalı” gibi yüzeysel iddialara kapılmamak gerekir. Fayda, doğru ürünün doğru formda ve doğru amaçla kullanımından çıkar. Çekirdek, evde çiğneyeceğin bir şey değildir; diş kırarsın. Bu kadar net.

Keçiboynuzu unu (tozu) nedir?

Keçiboynuzu unu, keçiboynuzu meyvesinin kurutulup öğütülmesiyle elde edilen koyu renkli, aroması belirgin bir tozdur. Bazıları “keçiboynuzu tozu” der, bazıları “unu” der. Mantık aynıdır. Pekmeze göre daha kuru, daha lifli ve tarif kontrolü açısından daha disiplinli bir üründür.

Un formunu değerli yapan şey şudur: Tatlılık tek başına “şeker gibi” yükselmez; daha çok aromayı büyütür ve damakta tok bir lezzet bırakır. Bu yüzden rafine şekeri azaltmak isteyenler, hamur işlerinde ve yoğurt bazlı karışımlarda keçiboynuzu ununu sık kullanır. Ayrıca rengi koyu olduğu için tatlılarda iştah açıcı bir görüntü de verir.

Keçiboynuzu unu ile neler yapılır?

Keçiboynuzu unu en çok şu alanlarda iyi çalışır:

yoğurt karışımları, yulaf kaseleri, smoothie’ler, ev yapımı bar ve toplar, kek ve kurabiye gibi hamur işleri, pankek ve waffle hamurları. Burada amaç “kakao yerine koyayım” demek değil; keçiboynuzunun kendi karakteriyle tarif kurmaktır. Kakao benzeri bir derinlik verir ama bire bir kakao bekleyen hayal kırıklığı yaşar.

Yoğurtta kullanımında küçük bir detay çok iş görür: karıştırdıktan sonra 5-10 dakika bekletmek. Un, yoğurtta oturur, aroması daha dengeli açılır ve doku daha tok hale gelir.

Pekmez ile un arasındaki fark mutfakta neden bu kadar önemlidir?

Keçiboynuzu pekmezi sıvıdır, tarife hem tatlılık hem de sıvı ekler. Bu yüzden kek hamuruna pekmez eklediğinde kıvamı ayarlaman gerekir. Keçiboynuzu unu ise kuru maddedir; tarife aroma ve gövde katar ama kıvamı pekmez kadar bozmaz. Bu nedenle hamur işlerinde un formu daha “güvenli” çalışır.

Sindirim hassasiyeti olanlarda da fark görülür. Un formu lifli olduğu için bazı kişilerde gaz yapabilir; pekmez formu ise yoğun tatlılığı nedeniyle bazı kişilerde mideyi rahatsız edebilir. Yani seçim sadece lezzet değil, tolerans meselesidir.

Keçiboynuzu unu rafine şekersiz tariflerde neden öne çıkar?

Rafine şekersiz tariflerin en büyük sorunu şudur: Şeker azalınca lezzet de düşer sanılır. Oysa işin sırrı aromadadır. Keçiboynuzu unu, aromayı büyütür ve “az şekerle tatlı hissi” yaratmaya yardımcı olabilir. Bu sayede bal, hurma veya pekmez gibi tatlandırıcıları da daha az kullanarak denge kurabilirsin. Bu yaklaşım, hem geleneksel hem pratiktir.

Alırken nelere dikkat edilmeli?

Keçiboynuzu unu alırken bayatlık en büyük düşmandır. Nem almış, topaklanmış, kokusu kaçmış ürün iyi sonuç vermez. Rengi doğal koyu kahverengi olmalı, yanık gibi siyaha çalan aşırı tonlar veya çok açık tonlar kalite açısından sorgulanabilir. En önemlisi kokudur: temiz, belirgin, karamelsi bir keçiboynuzu kokusu alman gerekir. Koku boğuksa ürün bayattır.

Çekirdek bazlı ürünler (örneğin keçiboynuzu gamı/çekirdek zamkı) alacaksan, gıdada kullanım amaçlı satılan, güvenilir tedarikten gelen ürünlere yönelmek gerekir. Çünkü bu ürünler dozaj işi ister. Evde “rastgele kıvam artırayım” diye fazla kullanım, yapıyı bozabilir.

Saklama nasıl olmalı?

Keçiboynuzu unu nemi sever, nem de ürünü bozar. Ağzı sıkı kapalı bir kavanozda, serin ve kuru bir dolapta saklamak gerekir. Ocak üstü dolaplar, buharın yoğun olduğu yerler, açık bırakılan paketler unun aromasını kısa sürede öldürür. Pekmez de benzer şekilde temiz kaşıkla alınmalı ve içine su kaçırılmamalıdır.

Geleneksel mutfakta bu yan ürünlerin yeri neden değerlidir?

Geleneksel mutfak israfı sevmez. Bir meyvenin sadece suyunu alıp gerisini çöpe atmak, eski zamanların mantığına terstir. Keçiboynuzunun posası, unu, hatta çekirdeği bile bir şekilde değerlendirilmiştir. Bugün bunu yeniden konuşmamızın nedeni, aslında eski aklın hâlâ geçerli olmasıdır: malzemeyi tanı, doğru formunu seç, doğru yerde kullan. Keçiboynuzu çekirdeği endüstride kıvam yönetiminde kıymetlidir; keçiboynuzu unu ise ev mutfağında rafine şekeri azaltan, aromayı taşıyan güçlü bir yardımcıdır.

Özetle keçiboynuzu sadece pekmez değildir. Çekirdeği teknik değeri yüksek bir hammaddedir; unu ise evde tarif kuranların elini güçlendiren, ölçülü kullanıldığında lezzeti büyüten ciddi bir malzemedir. Mesele, yan ürünü “yan” görmemek; doğru yerde değerlendirmektir.